İçindekiler
- Nafaka Sadece Erkeğin Sorumluluğunda Mıdır?
- 1. Kadının Boşanmada Daha Ağır Kusurlu Olması (Zina, Terk vb.)
- 2. Kadının Boşanma Sonrası Yoksulluğa Düşmeyecek Olması
- 3. Kadının Başka Birisiyle Evli Gibi Yaşaması veya Evlenmesi
- 4. Anlaşmalı Boşanmada Nafakadan Feragat Edilmesi
- 5. Erkeğin Mali Gücünün Hiç Olmaması
- Kısa Süren Evliliklerde Nafaka Uygulaması
- İştirak Nafakası İstisnası (Çocuk Nafakası)
- Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka Sadece Erkeğin Sorumluluğunda Mıdır?
Toplumumuzda süregelen yanlış bir inanışa göre, boşanma davası açıldığında erkeğin otomatik olarak nafaka ödemesi gerektiği düşünülür. Ancak Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 175. maddesi nafakayı cinsiyete değil, kusur durumuna ve yoksulluk şartına bağlamıştır.
İlgili kanun maddesi der ki: "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir." Görüldüğü üzere kanun "kadın" veya "erkek" demez, "taraf" der. Eğer boşanma yüzünden erkek yoksulluğa düşecekse ve kadın daha ağır kusurluysa, kadının da erkeğe nafaka ödemesi mümkündür. Ancak pratik hayatta ekonomik dinamikler gereği nafakayı genellikle erkek tarafı ödemektedir. Yine de erkeği bu yükümlülükten kesin olarak kurtaran hukuki haller mevcuttur.
1. Kadının Boşanmada Daha Ağır Kusurlu Olması (Zina, Terk vb.)
Nafaka ödenmemesinin en temel ve en yaygın sebebi, boşanmaya yol açan olaylarda nafaka isteyen eşin (kadının) "daha ağır kusurlu" veya "tam kusurlu" bulunmasıdır. TMK 175 uyarınca, kusuru daha ağır olan eş yoksulluk nafakası alamaz.
Kadını Nafakadan Men Eden Ağır Kusur Halleri
Yargıtay İçtihatlarına Göre Erkeği Nafaka Yükünden Kurtaran Eylemler
SADAKATSİZLİK (ZİNA)
- Kadının eşini aldatması (zina) mutlak ve tam kusurdur.
- Zina ispatlandığı takdirde, erkek de kusurlu olsa bile (örneğin hakaret etmiş olsa bile) kadına nafaka bağlanmaz.
FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK ŞİDDET
- Kadının erkeğe veya erkeğin ailesine fiziksel şiddet uygulaması.
- Erkeğe sürekli ağır hakaretlerde bulunması, onu aşağılaması.
- Erkeği iflasa sürükleyecek derecede aşırı borçlandırması.
HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME
- Toplumun ahlak anlayışına aykırı, sürekli ve aleni bir şekilde onur kırıcı yaşam tarzı benimsemesi (örn. kumar bağımlılığı).
- Yüz kızartıcı bir suç işlemesi (hırsızlık, dolandırıcılık).
HAKLI SEBEP OLMADAN TERK
- Kadının hiçbir haklı mazereti yokken ortak konutu (evi) terk edip gitmesi ve ihtara rağmen dönmemesi ağır kusur sayılır ve nafaka almasını engeller.
Eğer mahkeme, boşanmada her iki tarafı da "Eşit Kusurlu" bulursa (örneğin erkek eşine hakaret etmiş, kadın da erkeğin ailesine hakaret etmişse) ve kadın boşanma ile yoksulluğa düşecekse kadına yoksulluk nafakası bağlanır. Nafaka ödememek için erkeğin "daha az kusurlu" veya "kusursuz" olması, ya da kadının yoksulluğa düşmeyecek olması gerekir.
2. Kadının Boşanma Sonrası Yoksulluğa Düşmeyecek Olması
Yoksulluk nafakasının amacı, boşanma nedeniyle ekonomik çöküntü yaşayacak eşi korumaktır. Eğer kadın boşanma neticesinde yoksulluğa düşmeyecekse, erkek ne kadar kusurlu olursa olsun (hatta zina sebebiyle boşanmış olsalar bile) kadına yoksulluk nafakası bağlanmaz.
Yargıtay kararlarına göre kadının yoksulluğa düşmediğini gösteren ve erkeği nafaka ödemekten kurtaran durumlar şunlardır:
- Kadının Yeterli ve Düzenli Bir Gelirinin Olması: Kadının memur, bankacı, doktor gibi düzenli ve asgari geçim standardının üzerinde bir maaşla çalışıyor olması.
- Kadının Erkeğe Eşit veya Daha Fazla Kazanması: Kadının aylık geliri, erkeğin aylık geliri ile aynıysa veya ondan daha yüksekse, yoksulluk şartı oluşmamış sayılır. (Örneğin kadının 40.000 TL, erkeğin 35.000 TL maaş alması).
- Kadının Ciddi Kira veya Malvarlığı Gelirinin Olması: Kadının üzerine kayıtlı evlerden düzenli kira geliri elde etmesi veya yüklü miktarda mevduat faizi alması onu yoksulluktan kurtarır.
Not: Kadının sadece "asgari ücretle" çalışıyor olması veya babasından kalma küçük bir yetim maaşı alması, Yargıtay'a göre her zaman yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Burada hakimin takdir yetkisi ve tarafların evlilik içindeki sosyal statüleri önemlidir.
3. Kadının Başka Birisiyle Evli Gibi Yaşaması veya Evlenmesi
Eğer boşanma davası kesinleştikten sonra kadın resmi olarak yeniden evlenirse, erkeğin ödediği yoksulluk nafakası mahkeme kararına gerek kalmadan kendiliğinden ortadan kalkar.
Bunun dışında uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum da, kadının nafakasının kesilmemesi için resmi nikah yapmadan yeni sevgilisiyle (veya dini nikahla) "evliymiş gibi" fiilen birlikte yaşamasıdır. TMK 176/3 maddesi gereği; kadın, resmi bir evlilik olmaksızın başka bir erkekle fiilen evliymiş gibi karı-koca hayatı yaşıyorsa, erkek nafakanın kaldırılması davası açarak nafaka ödemekten tamamen kurtulabilir. Bu durumun sosyal medya kayıtları, tanık beyanları ve polis araştırması ile ispatlanması gerekir.
4. Anlaşmalı Boşanmada Nafakadan Feragat Edilmesi
Erkeğin yoksulluk nafakası ödememesinin en garantili yollarından biri de davanın anlaşmalı boşanma olarak yürütülmesidir. Taraflar anlaşmalı boşanma protokolü hazırlarken kadın, kendi özgür iradesiyle yoksulluk nafakası talep etmediğini (nafakadan feragat ettiğini) protokole yazarsa, hakim boşanma kararı verir.
Hukuken "feragatten dönülmez". Kadın anlaşmalı olarak boşandıktan 5 yıl sonra bile "ben yoksulluğa düştüm, nafaka istiyorum" diyerek dava açamaz. Bu nedenle erkeği nafaka yükünden kalıcı olarak kurtaran en sağlıklı yöntem eksiksiz bir protokol ile anlaşmalı boşanmaktır.
5. Erkeğin Mali Gücünün Hiç Olmaması
Hukukta "yokluktan nafaka verilmez" ilkesi geçerlidir. Eğer nafaka ödemesi istenen erkek; ağır bir hastalık geçiriyorsa, %100 iş göremez raporu varsa, cezaevinde bulunuyorsa ve hiçbir malvarlığı veya geliri yoksa mahkeme erkeği nafaka ödemeye zorlamaz. Ancak sırf nafaka ödememek için sigortasız çalışmak veya işten kendi isteğiyle ayrılmak erkeği kurtarmaz; mahkeme "çalışma gücü ve potansiyeli" üzerinden asgari bir nafaka takdir edebilir.
Kısa Süren Evliliklerde Nafaka Uygulaması
Türk hukuk sisteminde yoksulluk nafakasının "süresiz" olması sıkça eleştirilen bir konudur. Özellikle 3 ay, 6 ay veya 1 yıl gibi çok kısa süren evliliklerde, erkeğin ömür boyu nafaka ödemek zorunda kalması hakkaniyete aykırı bulunabilmektedir.
Kanun maddesi değişmemiş olsa da, son yıllardaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında "kısa süren evliliklerde nafakaya hükmedilirken hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi" gerektiği vurgulanmaktadır. Mahkemeler kısa evliliklerde nafakayı reddedemese bile, miktarı çok düşük tutarak veya kadının çalışabileceği, genç yaşta olduğu gerekçesiyle yoksulluk durumunun geçici olduğunu değerlendirerek nafakayı kaldırabilmektedir.
İştirak Nafakası İstisnası (Çocuk Nafakası)
Erkeğin hangi hallerde nafaka ödemeyeceğini anlatırken, bunun sadece Yoksulluk Nafakası (kadına ödenen nafaka) için geçerli olduğunun altını önemle çizmek gerekir.
Kadın %100 kusurlu olsa, aldatmış olsa, trilyoner olsa bile; eğer ortak çocuğun velayeti kadına verilmişse erkek çocuğu için iştirak nafakası ödemek zorundadır. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine her iki ebeveyn de mali güçleri oranında katılmak zorundadır. Çocuğun nafakası, kadının kusurundan veya zenginliğinden etkilenmez.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Haksız Nafaka Yükünden Kurtulun
Boşanma davasında haksız yere ömür boyu nafaka ödememek veya şartları ortadan kalkan nafakanın iptali davası için hukuki destek alın.